Kafama Göre

Bir kapı kapatıcı hikayesi…

Kapı kapatıcılar , hemen hemen her yerde görebileceğimiz ortak kullanım alanlarında sıkça kullanılan ve müdahaleye gerek olmadan kapıların kapanmasını sağlayan mekanizmalardır. İngilizcede door closer olarak geçerler. Baktığınızda ne kadar da basit şeyler dersiniz. Kapı kapatıcı projesi üzerinde çalışana dek ben de basit bakıyordum . Ama şimdi asla bunu diyemem

DoorCloser,kapı kapatıcı

Bu hikaye 3-4 aylık bir hikaye. Ve baş kahramanlarımızdan biri de Prof.Dr.Osman Kopmaz efsanesi. Kapı kapatıcı tasarım projesini Ender ile beraber aldık. Biraz geç olsa da başladık. Son 1 ay bunu üreten firmaları aradık. İstanbul’a gittik.Ve sonuç hüsran…Koskoca bir Türkiye ve hemen hemen her firma çin,kore malları kullanıyor. Amerikan Yale firması dahil Çin’de yaptırıyorlar. Kale kilit de Kore de yaptırıyor. Bunları duyunca inanamıyorsunuz ama malesef gerçek.

İçini açıp incelemeye başladık. Akış ve hız analizi bizim için en önemli olan analizlerdi. Fakat mekanizmayı çözmek hiç basit değildi. Her hafta Osman hocanın yanına gidip kritikler yapıyoduk. Bu kritikler sonucu da her hafta farklı çıkıyordu Biz de hadi bakalım buna kafa yoralım diyorduk. Yora yora kafa kalmadı (: Uzun ve meşakkatli bir çalışmanın ardından çok iyi bir netice elde edemedik derken Osman hoca yine bir çözüm bulmuştu. Umutların tükendiği an …

Onun üstüne gittik ve geldik final sunumu yapmadan bir önceki güne. Orda Ender kapatıcı montajını farklı bir şekilde yapabiliriz aslında demesin mi ? – Desin:D Dedi de zaten. Osman hocanın kafasında yine bir ampul yandı ve geceyi bekleyin biraz uğaşacağım dedi. Biz de sabaha kadar çalışmaya devam ettik. Arada ben uyukluyordum tabi (: O da lazım. Ve sabah 04:00 sularında acı acı gelen bir mesaj sesi ! O da ne ! Osman hoca çalışmalarını taratıp mail atmıştı. Süper bir andı. Ama internetimiz olmadığı için (Ufuk un yüzünden aslında Ender öyle dedi) maillere bakamadık. Bir arkadaşı aratıp baktırmaya çalıştık ama formatı açamadı arkadaş. Hareketsiz kaldık bir süre..

Sabahın ilk ışıkları 07:00 üniversitedeyiz. Kablosuz ağ bulup resimleri indirdik ve bir şekilde açtık. Bu resimlerin taranmasının da ayrı bir hikayesi var aslında. Osman hoca resim formatında kaydedemeyince Hp nin sitesinde bir japon’dan destek almış online olarak:D Ama koskoca 45dk da japon çözememiş olayı. Demek ki japonların zekalarını o kadar gözümüzde büyütmeye gerek yokmuş

Biz hocanın çözümleri gördük ama toparlayıp yetiştirmek ne mümkün. Kendi hazırladığımız sunumla girdik. Son sunum bizimdi. Sıra bize geldi. Osman hocam saolsun sunumu erteletti yarına 😀 Biz donakaldık. Yarına benim hesaplarla bunu çözümleyelim dedi. Yeni bir hesaplama serüveni başladı…1.5gündür uyumuyorduk zaten. Akşam biraz uyuyup yeniden giriştik. Ender baya kafa patlattı. Aymşıtayn diyorum artık ona 13:00 da sunumumu vardı ve biz 12:00 a kadar Ataevler’de yazmaya devam ettik. Yazdık,yorulduk,yer değiştirdik…. Ve bitirdik.

Geldik sunuma. Osman hoca gelmedi. Yandık dedim:D Proje sorumlumuz yok bizi kim savunacaktı? Tabi ki kendimiz. Sunumda anlatım biraz stresli geçse de soruları güzelce yanıtladık. Teslim etme aşamasında da bir takım sorunlar oldu ama onları geçiyorum artık. Devenin yanında pire kalırlar

Demek ki çalışınca uğraşınca oluyormuş. Umut kesmemek lazım. Osman hoca gibi bir hocanız da olunca (fikir bombası:D) neler neler olur… İlerleyen zamanlarda çalışmamızı buradan yayınlamayı da düşünüyorum. Çünkü kaynak yok denecek kadar az. İlk yapan bizler olduk ve tarihe geçtik.

Yazar Hakkında

Mehmet Emre Baş

Uludağ Üniversitesi’nden makine mühendisi olarak mezun oldum. 2009 yılından itibaren SEO sektöründe kendini geliştirdim ve bu alanda kariyerime başladım. SEO Yöneticisi olarak çalışmaya devam ediyorum. Algoritmaları takip etmek ve test etmek severek yaptığım işler arasında. bloglamayı da seviyorum.

2 Yorum var.

Yorum Yap