Pazarlama Stratejisi

BUİK PR PROFESSİONAL 2. Hafta

pr-professional-2

Boğaziçi Üniversitesi PR Professional Halkla İlişkiler seminerlerinin 2.haftasında içerik bakımından yoğunluğu çok yeterli bulamadım zira 1.hafta içinde durum bundan pek de farklı değildi aslında.

ilk gün güzel başladı…Pazartesi günü ”markalara fısıldayan adam”Argus Pazar Araştırma ve Danışmanlık sahibi ve yöneticisi M.Bora Alçı konuşmacıydı.Marka yönetimi adlı seminerde 1.5 saati dolu dolu kullandı. Elim kolum dolu çıktım diyebilirim seminerden:)Hiç kuşkusuz bütün seminerler içinde bilgi doluluğu, bilginin sunumu bakımından en orjinali ve göz dolduranıydı.

Kafada kaç ampul yakabilirim? Karşımdakileri nekadar düşünmeye zorlayabilirim? Ne verebilirim? bunun paralelinde ilerledi seminer..bundan dolayı M.Bora Alçı’ya teşekkür ediyorum…Bu anlamda M.Bora Alçının internet sitesini ziyaret edin ve yazılarını okuyun..Orjinal fikirler alabiliceğinizden emin olabilirsiniz.

Salı günü bütünleşik pazarlama iletişimi semineri vardı ki tam bir hayal kırıklığıydı.Seminere Gnctrkcll Yaratıcı Hizmetler Pazarlama İletişimi Müdürü Özlem Arın katılacaktı ancak ve ancak kendileri katılamadı yerine başka bir hanfendi vardı:) Gnçtrcll’ in doğuşu,gelmiş geçmiş farklı kampanyaları yani televizyonda gördüğümüz görüntüleri izledik:) youtube bağlantısından köşeye (-)lenmiş bir kaç video internet kesintisi nedeniyle bizlere sunulamadı:) Bu seminerden edindiğim tek bilgi arkadaşlar: Markalar hedef kitlelerini geniş tutabilmek için kendi kimliklerinden kopmadan,ancak kendilerini de zedelemeden farklı kimlikler adı altında kendilerini kitlelere sunabilirler. Turcell’in,iştecell,gnctrcll formatlarına büründüğü gibi…Kısacası 30 dakika süren bir seminer ne verebilirse bende onu aldım..

Çarşamba günü”bilginin oluşum süreci ve medya iletişimi’‘seminerinde İnfomag Yazı İşleri Müdürü, Baha Yılmaz konuşmacı idi.Yayın politikalarından bahsetti bilginin oluşum süreci osmanlı döneminde yaşamış müzisyen üstad Hacı Arif Efendi’nin mevlevi dergahında bestelerini icra etmesi ve günlerden birgün sarayda duyulan hacı arif efendinin sarayda eserini sunduğunda duyduğu alkış..dergahta duymadığından dolayı ürettiklerinin farkına varamaması ve alkışı keşfinden sonra ve duyduğu heyecandan sonra alkışlara bestelerini sunması.. bilginin oluşumu ve sonrasında oluşan popüler kültür bilginin oluşum sureci üzerinde çok fazla durdu bence…birazdaha akıcı bir seminer olabilirdi.
Perşembe günü de son olarak İstanbulda ki çeşitli üniversitelerden genç iletişimcilerin katılımıyla şenlendirdiği panel, pr professional seminerİ sertifika hediyeleri eşliğinde son bulduu:):)

Emeği gecen herkese teşekkürlerimi sunuyorummmmm:)

Herşeye rağmen iyiki gittik ,gördük ,duyduk diyorum:)ne kadar oğrenirsek o kadar kar değil mi?

Arkadaşlar bu kadar yazdıktan sonra PR açılımı yapmadan olmaz değilmi:)”Eee sonunda!!”dediğinizi duyar gibiyim…

Public Relations: Türkçe değimiyle halkla ilişkiler,kurumun amaçları doğrultusuda kendisi için geliştirdiği tanımın kamu oyu tarafından aynı biçimde algılanmasını sağlayacak faaliyetler bütünüdür.PR nin geliştirdiği stratejiler,uyguladığu teknikler ile kurumların fikirlerini ve hizmetlerini sundukları topluluklar ile devamlı iletişim içinde olmasını sağlar.

” Peki PR reklam mı dır?”dediğinizi duyar gibiyim.bu sorunuza ”hayır!!” diyerek karşılık vermeyi bir görev biliyorum:)Peki nedir PR ve reklam arasındaki fark?

  • -Reklam amacı ticaridir.Buna karşılık PR nin amacı ticari değil de daha geniş bir kitleyi olaylardan haberdar etmek ve onları bilgilendirmektir.
  • -Reklamın etkisi kısa,PR nin ise uzundur.
  • -Halkla ilişkiler, belli bir davranışı benimsetmek ya da belli yönde hareket oluşturmak için halkı inandırma (ikna etme) sanatıdır. Reklam ise çeşitli mecralarda ürün ve hizmetlerin hedef kitlelere ve tüketicilere belli bir ücret karşılığında tanıtılması dır.
  • -Reklamın belli bir hedef kitlesi vardır.PR ise daha geniş bir hedef kitlesine yönelik çalışmalardır.

Bu bir kaç bilgi sanırım biraz daha iyi anlatacaktır durumu 🙂

Ve son olarak belki konuyla ilgisiz olacak ancak Hacı Arif beyi bilmeyenleriniz var ise,

Hacı Arif efendi,1831 yılı sonlarında İstanbul Eyüp Sultanda dünyaya gelmiş.Asıl adı Mehmet Arif olan Hacı Arif bey,daha çok küçük yaşlarda sesinin güzelliği ve müsiki yeteneği sayesinde oturdukları semtte ün yapmış ve mektebinde ilahicibaşı seçilmiş.Hocaların hocası eyyüb mehmet beyin küçük arifi çok beğenerek öğrenciliğe kabul etmesiyle gel geç zaman …sesinin güzelliği Sultan Abdülmecid Han’a kadar gitmiş.Sultan Abdülmecid onu huzuruna davet etmiş..Olağan üstü sesi,güzel yüzü,kıvrak zekası ve nezaketi ve terbiyesi ile padişahı etkilemiş ve sultan onun hemen ”mabeynci”(osmanlı devletinde padişahların dışarıyla olan ilişkilerine bakan, buyruklarını ilgililere bildiren, kimi kişilerin dileklerini kendisine ileten görevli.)olarak alınmasını emretmiş.Kısa bir süre sonrada besteleriyle de adından söz ettirmeye başlamış…diyerek hacı arif efendinin güzel bir eserini sizlerle paylşmak istiyorum..

Yazar Hakkında

Gülsüm Emlik

Yorum Yap