Genel

Sosyal Medya Zirvesi Değerlendirmelerim

Bugün Yeditepe Üniversitesi’nin YeditepePRP (Halkla ilişkiler ve tanıtım kulübü) kulübünün düzenlediği “Sosyal Medya Zirvesi” etkinliğine katıldım. Sabah otobüsün geç gelmesinden dolayı biraz geç katıldığımı söyleyebilirim. Özetle neler olduğundan, girişten sonuça kadar bir çok detayından bahsedeceğim.

Yeditepe Üniversitesi’ne giriş yaptığımda öncelikle rektörlüğü sordum. Meğer girişte biz katılımcıları bekleyen bir arkadaş varmış onu sonra fark ettim. Gayet nazik ifadelerle nasıl gideceğimi tarif etti ve etkinlik salonuna geldim. Gelmeden önce organizasyondan sorumlu kulüpten bir arkadaşla Ezgi Tekin ile Facebook üzerinden biraz konuşmuştuk. Kayıt formu olup olmadığını sormuştum. Kendisi de olmadığını söylemişti. Bende en azından girişte katılımcıların sosyal ağ hesaplarının adreslerini almalarının sosyal çevre oluşturmalarında, reklam ve tanıtım yapmalarında faydaları olacağını söyleyerek tavsiyede bulundum. Ezgi de girişte alacağız dedi ama malesef sadece isim yazılıp içeri girmiş bulundum.

Şimdi sırasıyla oturumlarla ilgili değerlendirmelerimi, yakaladıklarımı anlatayım. Gelemeyen arkadaşlar neler kaçırdıklarını görmüş olsunlar.

Firma Oturumu “Yeni Medya Ortamında Kurum, Kuruluş Ve Yayıncılar”

Moderatör – İsmail Hakkı Polat – Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Öğretim Görevlisi
Ekin Ulukök – Turkcell Global Bilgi, Sosyal Medya Yöneticisi
Sertan Eratay – Turkcell Dijital Kanallar Yöneticisi
Reha Başoğul – hurriyet.com.tr İnternet Gurubu Stratejik Planlama ve Raporlama Yöneticisi

Onur Kabadayı – Internet Products Manager (Hurriyet.com.tr, Bumerang & Bumads)
Yalçın Parmaksız – Beyazperde.com Satış Pazarlama Direktörü
Fatih Güner – Sosyalmedya.co Kurucusu

İlk oturuma geç kaldığım için son 3 konuşmacının sunumlarına yetişebildim. Hürriyet’in Bumads sistemi reklam verenler için bana göre çok iyi bir mecra. Hürriyet bu fikri ile birçok blog yazarına ulaşmış durumda. Haberi olmayan ama kaliteli blog siteleri olan kişilere de özel email atarak sisteme çekmeye çalışıyorlar. Reklam karşılığı sitenin kalitesine göre yayınlanacak tanıtım yazısı başına 2-50tl arası ödemeler yapıyorlar. Firmaların kampanya,bülten ve yarışma gibi haberlerini duyurmak, geri dönüş sağlamak için çok güzel bir platform. Gelişmeye de açık. Blogundan para kazanmak isteyen arkadaşlar bu reklam sistemini deneyebilirler. Bana göre daha çok reklam verenler bu işten kazanıyor. Özellikle seo algoritmasında backlinklerin geçerliğinin halen devam ettiğini de göz önüne alırsak yüksek backlink kazanma ve sitenizin de kalitesini yükseltme şansınız da var.

Yalçın Parmaksız daha çok beyazperde.com’un sanal dünyadaki politikalarından, işleyişinden bahsetti. Diğer sitelere göre farklarından da bahseden güzel bir sunum hazırlamış. Amacına yönelik bir sunum oldu. Katılımcılar reklam olarak görselerde bu sunumları; sonuçta başarılı markaların yeni medya düzenindeki durumları konuşulduğu için bu gayet normal. Siz başarılı olsaydıız siz reklamınızı yapsaydınız. 🙂 İyi örnekleri dinlemek her zaman ufuk açar.

Fatih Güner benim kurucusu olduğunu bilmediğim sosyalmedya.co’nun sahibi. Tamamen rahat ve samimi bir kişilik diyebiliriz. Sosyalmedya.co’nun söylenmeyenleri söyleyen bir yapısı olduğundan bahsetti. Kısaca kamaoyu yaratmaktan bahsetti diyebilriiz. Bunun dışında da sohbetler oldu ama ne yazık ki zihnimde kalmamış hepsi.

Dijital Ajans Oturumu “ Dijital Mecralarda Marka “

Moderatör – Doç. Dr. Aykut Arıkan – Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi
Ali Gür Acar – 4129 Sosyal Medya Yöneticisi
Ercüment Büyükşener – Hayal Akademisi Sosyal Medya İletişim Danışmanlığı
Can Sungur – Dijital Strateji Danışmanlığı
Fırat Ertem – Rabarba-Head of Mobile and Social Media
Demir Çilingir – Alafortanfoni Ajans Başkanı

Bu oturum bence zirvenin en faydalı, en amacına yönelik oturumuydu.  41 29 ajansta sosyal medya yöneticisi olan aynı zamanda Yeditepe Üniversitesinde halen öğrenci olan Ali Gür çok güzel bir sunum yaptı. Aslında anlayabilene güzel demem lazım çünkü çok hızlı konuşuyordu. 😀 Bu konuyla ilgili birkaç tweet i de vereyim hemen :

Artık insanların bilindik reklam tiplerini Facebook’ta paylaşarak tıklamalarına kanmadıklarının altını çizdi. Renault örneği ise çok güzel bir örnek oldu diyebilirim. Ne için güzel bir örnek?

Strateji geliştirme ve sonrasına anlama-analiz adımları geliyor.  İlk yapılan reklamı aşağıda izleyin.

Bu reklam Türk kültürüne uygun olmadığı için çok fazla olumsuz tepki olmaış Ali bey ve ekibi güzel bir analiz, tepkileri anlama ve yeni strateji geliştirerek yeni bir senaryo üretmişler. Ve aşağıda izleyeceğiniz reklam ilk gün 9 milyon kişiye ulaşmış yanlış hatırlamıyorsam.

Ercüment Bey ise yıllardır ofisleri olmadan markalara danışmanlık yapıyorlarmış. Hayali ticaret yani. 😀 En önemli değindiği nokta şu : 23 milyon hayranı olan Manchester United kulübünün Facebook sayfasının aslında o kadar gördünüğü gibi iyi bir kitleye sahip olmadığıydı. Kulüp kendi sosyal ağını oluşturmanın peşinde. Nedeni ise çok açık sayfalarında yaptıkları bir paylaşım 16bin kez okunup atıyorum yaklaşık 600 yorum alıyor. Yani 23 milyon kişinin aynı anda Facebook’ta olması haber kaynağına bakması mümkün değil. Ulaşabileceği kitlenin tepkisini tam oalrak ölçmek çok zor. Bunun yerine sadece bu kulübe ait bir platformda Sosyal CRM de yapabilecekleri bir ağda paylaşım yapmaları, aracı ağları ortadan kaldırma yoluna gitmişler.

Ercüment Büyükşener her zaman trendin Facebook olmayabileceğinden bir gün kapanırsa neler olabileceğine dikkat çekmek istedi. Ve değersiz hayran kitlelerinin aslında sadece bir sayıdan ibaret olmasının markaya katkısı olmadığını anlattı diyebiliriz.

Firmaların sosyal ağlardaki insanları bir sömürü aracı olarak görmesi ve o nedenle sosyal medya girmesi onlara kardan çok zarar getirmeye başladı diyebiliriz. Ve en önemlisi artık markalar deneyim kazandırma yoluna giderek sosyal medyada var olabiliyorlar. Yaşadıkları deneyimleri anlatan bir topluluk en iyi reklamı yapar.

Rabarba reklam ajansı 2 güzel reklam fikri ve sağladıkları geri dönüşler ile yaptıkları Sosyal CRM örneğini ortaya koydu bence.

Öğle yemeği arasına geçtik. Ben bunu organize ettiklerini düşünüyordum. Ama öğle yemeği için kulüp bir hazırlık yapmamış. Lösev yararına satılan kurabiyeler vardı işin aksi tarafı yanıma nakit de almadım 2 tl var. Yemekhaneleri varmış oraya gittik sadece pilav kalmış. Haydaa… İndik girişe kantine orda da kredi kartı geçmiyormuş. Ve yiyecek kalmamış sadece bisküvi var. Para da olmayınca çizi ile çay alabildim sadece. 😀 Bir de kantini kapatıyoruz diye kovalanınca mahvoldum. Keşke bunu düşünselerdi.

Sabah 300 e yakın kişi vardı zannımca. Ama Okan Bayülgen’in geleceğini bilen ve sadece onun için gelen gençler salonu basınca birden 1200 kişilere ulaştı kapasite. Zirveye gelmemişler tabi. Okan’ı görmek kakara kikiri yapmaya gelmiş millet. 14:00 da başlayacak oturum 15:00 ı buldu. Öğrendiğim kadarıyla Lösev sunumu için Okan geç çıkmış. Lösev sunumu Okan’nın söyleşisinden sonra olsaydı kimsenin dinlemeyeceği kesindi fakat başına koymaları da bence çok etkili olmadı. Çünkü herkes Okan gelsin Lösev bitsin diye sabırsızlıkla bekliyordu. Malesef amacına uygun bir çözüm yoktu. Çünkü gelen genç topluluğun sosyal sorumluluklarla pek de işi olmadığını gördüm. (Burda bütün Yeditepelilerden bahsetmiyorum sadece Okan için gelmiş olanları eleştiriyorum.)

Okan Bayülgen gelecek diye beklenirken bir de yer kavgası çıktı.

O sırada görevli arkadaşlardan birinin üstüne sanırım başkası düştü ve kız belini tutarak çığlık çığlığa dışarı çıktı. Bunlar mı üniversiteli dedim. Tabi sadece kavgacılar için…

Okan Bayülgen‘nin içeriye girmesiyle alkışlar, flaşlar ardı ardına patladı. Yanımdaki kız 20-30 kere çekmiştir. Peki siz resim çekmeye mi geldiniz ben bu kısmını anlamadım. Hani bir iki tane resim çekersin anı ya da bloguma eklerim düşünceisyle ama 10larca fotoğraf çekmek neden? Nedeni sanırım basit Facebook profilinde paylaşmak, ego tatminiydi. Ben bir defa telefonumla çekip bıraktım blogumda kullanırım düşünseiyle.

Okan soru cevap şeklinde söyleşiyi sürdürdü. Bu arada mikrofonu Gözde Umay Dalkalı aldı. Sosyal medyanın, televizyonun çok üstüne geldiğinden bahsederken çok bilmiş zeki bir topluluk yuuuh diye bağırmaya başladı. açıkcası bende nedenini merak ediyordum. Milyonere çıkmış Gözde ve soruyu bilememiş. Bilemediği soru ise çok çok önemli bir soru. Her Türk gencinin bilmesi gereken bir soru. Bakalım neymiş :

Yuhlayan arkadaşların %70 i bu soruyu bilemeyebilirdi. Benim izlediğim başka bir milyoner yarışmasında koskoca tıp doktoru yüz kızarma hissine utanma yerine heyecan cevabını verip ilk soruda elenmişti. Şimdi bu doktor gerizekalı mı? Heyecandan yanlış söylemiş. O yuhlayanlar hayatlarında hiç mi heyecanlanmadı? Okan Bayülgen için gelen gençlik gerçekten milletine bağlı bir gençlik mi? Eğlence peşinde koşan insanların gelip birilerini eleştirmesi çok abes.Okan da yakışanı yaptı ve arkadaşınızı koruyun diyerek konuyu güzel noktaladı bence.

Okan Bayülgen aslında çok fazla deneyim alınabilecek biri. Fakat saçma sorular, amaçsız sorular yüzünden hiçbir şey öğrenmeyi hedeflemeyn gençler yüzünden konuşmanın bir kısmı boş geçti. Bir de üstüne sigara yakması ve buna tepki almasından sonra 10-15dk muhabbet bununla ilgili devam etti. Şahsen ben çok rahatsız oldum. Herşeyi alkışlayan şakşakcı bu üniversiteli(sadece belirli bir grubu kast ettim genli değil. Belirtmiş olayım.) gençlikten çok rahatsız oldum. Kingo disco programı değildi burası ama gelenlerin amacı gülmek eğlenmek olunca ve popüler olduğu için hayranlık duyan bir gençlik olunca ortam da bu hale geliyor.

Okan Bayülgen‘in sigara içmesi ne kadar doğru ne kadar yanlış? Konumuz bu değilki. O kendi hayatı. Rahatsız olan dinlemez. Kötü örnek oluyor diyen çocuğuna izletmez. Yasak diyen cezasını keser adresine gönderir. Konu dışına çıkmaya meyilli insanlar yüzünden bu durumlar yaşanıyor.

Okan bir televizyon kurma hazırlıklarına başlamış. Televizyon ve bilgisayarın vazgeçilmezliğinden yola çıkarak farklı bir tv yayını sunacağa benziyor. Reklam kuşaklarını bizim gibi o da sevmiyor. En azından yayın içi konumlandıırılmış reklamları daha mantıklı buluyor. Böylece izlediğiniz kanalı değiştirmek zorunda kalmıyorsunuz. Aslında başka dişe dokunur konularda vardı ama olaylar yüzünden akılda kalmadı.

Kan Lazım.Paylaş sorumluluk senden gitsin

Okan güzel bir noktaya daha parmak bastı.Kan ihtiyacı. İnsanlar kan arıyor sosyal ağlarda paylaştıklarında üzerlerindeki sorumluluğu yerine getirdik zannediyor dedi. Dediği gibi bu paylaşımlar yeterli olmuyor çünkü göz alıştığı zaman nasılsa biri verir düşüncesiyle geçiyor. Telefona sarılmak ya da elini taşın altına koymak laızm. Geçen sene bir akrabam için kan lazım olmuştu. 0 RH – olduğu için bulunması da zor. Ameliyat için de 20 ünite lazmmdı yanlış hatırlamıyorsam.Bunu normal bir şekilde paylaşmadık. 5. kattan düştüğünü, 16 yaşında olduğunu belirterek paylaştık ve birçok webmaster da Facebook sayfalarında paylaştı. Ve akrabalarım çok şaşırdı bu duruma. Neredeyse 1200 telefon geldi. Belçika’dan biri kan vermek için geldi.Hastane telefonları kitlendi. Hatta ihtiyaç sitelerde 45 ünite diye geçmeye başlayınca bu sefer ipin ucu da kaçtı. O nedenle bu yazıdaki açıklamayı yazarak önlemeye çalıştım.  Yani ihtiyacınızı nasıl ifade ettiğiniz de çok önemli bence.İnsanlarımız aslında duyarlı ama bu paylaşımları yapınca sorumluluk azalmadığını da bilmeli. Sosyal medyanın gücüne bu nedenle inanıyorum.

http://youtu.be/jWURSRU91nE

Akademisyen Oturumu “Medyanın Artan Gücü Sosyal Medya”

Moderatör – Yrd. Doç. Dr. Banu Akdenizli – Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi
İsmail Hakkı Polat – Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Öğretim Görevlisi
Doç. Dr. Aykut Arıkan – Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi
Dr. Özgür Uçkan – Bilgi Üniversitesi
Yrd. Doç. Dr.Erkan Saka – Bilgi Üniversitesi

Bu oturum hakkında şunu söylemeliyeceğim: Hiçbir şey anlamadım. Akademik tabirler havada uçuştu. Neden bahsettiklerini bile anlamak güçtü. Erkan Saka yerel gazetecilikten bahsetti biraz. Aralarında en net anlaşılabilen Erkan idi. Bana göre çok monoton ve kötü geçen bir oturumdu. Arap baharı, devrimler vs. bunların sosyal gücünü net veremediler. Konu özgürlük noktasına gelince de bir avukatın twitter dan ölüm tehditi alan bir öğrencisi için 4 senedir sonuç beklediğini söyleyince özgürlüğün nasıl olması gerektiği aslında açıktı ama malesef akademisyenler bunu anlamadı.

Bu sırada salonda fazla kişi kalmadığını söylemeden geçemeyeceğim. Üniversiteli olarak görülen o gençliğin %99 u çıkıp gitmişti. Sanırım 50-60 kişi vardı salonda artık. İnsan saygısından gitmez ya da üniversitesini temsil adına gitmez. Ama bilinç yok.  Ben sıkıldıysam da kalkmaya tenezzül bile etmedim dışardan katılan birisi olarak.

Blogger Oturumu “İnternet Haberciliği Ve Değişen Dünya”

Moderatör – Gabriela Olaru – Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi

Devletşah Özcan – İnteraktif pazarlama danışmanı ve blogger,devletsah.com
Billur Saatçi – Moda Bloggerı, offnegiysem.com
Zeynep Mengi – Hurriyet İK Muhabiri
Serkan İnci – İnci Sözlük Kurucusu
Ezgi Köksal – Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi, “İnternetime Dokunma ”

Blogger oturumunda Devletşah ve Zenep Mengi tanıdığım kişiliklerdendi. Daha önce Aksiyazar.com’da şu röportajı yapmıştık Zeynep’le. Şahsen beğendiğim mütevazi ve vakur bir kişilik Zeynep. Devletşah ise o güleç yüzüyle kalmıştır hep aklımda. Safari zamanlarını da takip ederdim. NTV de bir yemek programı da sunuyor. Blogculuk anlamında çok tecrübeli biri.

Devletşah yemek blogu tutmaya yaptığı yemeklerin tariflerini unutmamak için eşinin tavsiyesi üzerine başlamış ve marka olmuş. Niş alanda yazması ve en iyi bildiği şeyi yapması ona bu ünü getirmiş bence. Markaların bloggerların farkında olmaya başladığını belirtti. Aslında Bumads sistemi bunun açık bir kanıtı.

Devletşah blog yazmanın sıklığından da bahsetti. Belirli bir düzende ve sıklıkla yazmayınca tekrar yazmak gerçekten zorlaşıyor. Örneğin ben düzenli ve sık yazmadığım için nereden başlasam diye biraz düşünüyorum. 2000 küsür kelime yazmak kolay değil ama başladın mı devamı geliyor. Yazmayı bırakmamak lazım. Ama burda yazmaktan bahseden konuşmacılarında yazan kişilere de yorumlarıyla teşvik sağlaması lazım bence. Şahsen ben yorum aldığımda başka şeyler de yazayım diyorum. Tembel olmayın yorumunuzu yazın. Belki de bir arkadaşlık oluşur ve karşılıklı takipler yaparsınız.

Billur Saatçi bir moda blogcusu. Şahsen bayan modasıyla fazla ilgilenmediğimden moda bloglarını takip etmiyorum. Az önce bloguna göz atmak istedim. Tasarımcı gözüyle hiç hoşuma gitmedi. İnsan para kazandığı bir işi için bence para da harcamalı. Sitesine özel, patent aldığı markasına yakışan bir WordPress tema tasarımı yaptırabilir. Bu şekilde basite kaçmasını hiç hoş bulmadım. Moda alanında fazla bilgim olmadığı için içerik kısmını eleştirmeyeceğim. İletişim sayfası olmayan bir blog kesinlikle düşünemiyorum. Yaptığı işi eleştirmiyorum ama blogu vasatın altında.

Ezgi Köksalbir çığ gibi büyüyen internetime dokunma eyleminden bahsetti. Kendisine soramadım ama” sonuç ne oldu?” Filtre getirildi ve ben daha önce girebildiğim her siteye dns dahi kullanmadan rahatça girebiliyorum. Bana bu filtre dokunmadı neden? İsteyenler aile filtresine geçecek peki bunda ne var? Çocuğuna müstehcen içerik göstermeyen bir profil oluşturmanın acaba nasıl bir hatası var? Bu soruların cevabını belki yorum olarak buraya yazar o kadarını bilemiyorum.

Genel Değerlendirme

Okan Bayülgen’nin söyleşi kısmı dahil gayet güzel geçti. Bundan sonraki oturumlar katılımcıların az olması ve konuların yanlış seçiminden dolayı çok fazla akademik işlenmesine bağlı olarak kötü geçti kendi adıma.

Organize eden kulüp üyelerine buradan teşekkür ediyorum. Okan Bayülgen’in sunumuna kadar bence çok profesyonel çalıştılar. O sunumdan sonra mikrofon ulaştıracak görevli dahi yoktu. O ana kadar gerek sunum yapanların slaytlarının kaliteli hazırlanması gerek teknik olarak ses ve görüntünü sorunsuz olması bakımından çok iyiydi.

Mikrofon problemi yüzünden şahsen soru sormak istemedim. Medeni cesaret gösterip soru soran arkadaşlar soruları basit dahi olmuş olsa da bu cesareti göstermek ve zincir kırmak adına bence güzel bir hareket yaptılar.

Eksik noktaları listeliyorum kulüpteki arkadaşlar umarım olumlu değerlendirir:

  • Etkinliğe başvurular online form aracılığıyla alınmalı, email ve sosyal hesap veritabanı oluşturulması amaçlanmalıydı.
  • Sunum yapanalara ödülleri üniversitede bulunan bir öğretim görevlisi tarafından resim çekilerek, alkış eşliğinde yapılmalıydı. Alın poşetinizi gidin der gibi oldu, görüntü de hoş değildi.
  • Sunum saat programına uyulsa güzel olurdu. Oturum sürelerini moderatörler gayet güzel yönetti.
  • Soru cevap kısmı mikrofon probleminden dolayı aksadı. Mikrofon sayısı 6 olsa ve görevli arkadaş sayısı da aynı oranda olsaydı soruları duyamama problemleri olmazdı.
  • E mail veritabanı üzerinden katılımcılara anketler gönderilip geri besleme alınabilirdi, sosyal ağlardaki hayranlarını arttırabilirdi kulüp.
  • Kulüp websitesi kesinlikle değişmeli. Hiç yakışmamış. Web sitesini yapmayı bilmek zorunda değilsiniz tabi ki ama yaptırabilirsiniz. Kesinlikle acilen modern bir hale geçmeliler. Gerekirse bu konuda yardımcı da olurum.
  • Öğle yemeği fiyaskoydu bana göre. Aralarda çay-kahve ikramı göremedim. Var mıydı yok muydu bilemiyorum ama olmalı. Gerekirse katılım ücretli olabilirdi bunları finanse etmek için.
  • Son oturumlarda görevli arkadaşların gitmesi hiç doğru olmadı.
  • Görevli arkadaşların twitter dan güncellemeleri vermeleri güzeldi. ayrıca tweet atanlarla iletişim kurmaları da güzel bir olay.
  • Moderatorler soruları twitterdan da alabilirlerdi.

Sonuç

Sonuç olarak bir zirvenin daha sonuna gelinmiş olundu. Zirveye katılan konuşmacıların,katılımcıların ve güzel organize eden PRP kulübü üyelerinin bu yazıyı okuyup yorumlarını bekliyorum. Bu tip zirveler sonrası internette haklarında yazılanları mutlaka toparlayıp değerlendirmeleri gerektiğini düşünüyorum herkesin.

Tekrar teşekkürler. 🙂

Zirveden Kareler

Yazar Hakkında

Mehmet Emre Baş

Uludağ Üniversitesi’nden makine mühendisi olarak mezun oldum. 2009 yılından itibaren SEO sektöründe kendini geliştirdim ve bu alanda kariyerime başladım. SEO Yöneticisi olarak çalışmaya devam ediyorum. Algoritmaları takip etmek ve test etmek severek yaptığım işler arasında. bloglamayı da seviyorum.

11 Yorum var.

  • okan bayulgen haftada 5 gun değışık konuklar ve sorular sorarak gundemı bır anda değiştırıyor turkıyenın en zekı adamlarından olduğu kesın yurekten tebrıkler

  • emeğe saygı nasıl olur emek verınce ne olur vermeden yanı ne kadar verımlı olabılırsınkı bu hayatta

  • Okan lutfen gitmeluten bayaca buyugum hatta gozum topagi ariyor ama sen gitme tek pogram yap en cok yapmak istedin sekilde yap hic yorulma ama gitme sen herkese lazimsin (hekezin cani cehenne ama oyle ;( bizi uzuyorsun cok uzuyorsun luten gitmiycem de artik bu dusunce cok kotu kotu dusunce kotuluk getirir tez getirir benden solemesi artik inaniyor oldugunu tahmin edebiliyorum ben yalan solemiyorum

  • Bugünün YİGİDİ tartışmasız OKAN BAYÜLGEN Dİ gerisini siktir etti Okan zaten… Ne akademisi ne bilimi? Adam TV cu olarak yaptı bilimi de sanatı da hayatı da… yaptı…. yapaca’nı… gerisi ot… Böyle buyurdu zerdüştte zaten… Okan da ot, olmadan az önce…

  • Merhaba,

    Öncelikle etkinliğimize katılan herkese ve özellikle de haber değeri taşıyan yazısını diğer kişiler gibi çarptırmadan yazan yazarımıza teşekkür ediyorum.
    Fakat, yoruma ek olarak eklemek istediğim noktalar var.
    Size daha önce de belirttiğim gibi etkinlik girişinde veri kaydı alacağımızı söylemiştim. Sadece isim kaydı ( sertifikalar için )almamıza rağmen Facebook’taki Sosyal Medya Zirvesi sayfamıza yönlendirmelerde bulunduk. Ayrıca elimizdeki isimleri sosyal medyadan davet etmek için kayda aldık. Çünkü siz de biliyorsunuz ki e-mail kullanan genç kesim çoğunlukta değil.
    Bulunduğunuz bina içerisindeki restaurantlar 17:00’de kapanır, fakat diğer binalarda 00:00’a kadar açık mekanlar mevcuttur. Takdir edersiniz ki sayımızın 1.200’e çıktığı bir organizasyonda konuklarımız için yemek servis etmek ve çözüm bulmak pek de kolay bir şey değil.
    LÖSEV yararına satılan kurabiyeleri sosyal medyadan da duyurmuştuk. Etkinliğimizde bu nedenle kuru pasta ikramında bulunmadık. Olabildiğinde fazla satış yapmayı hedefledik. Sonucunda da 1-2-5-10 TL’ye sattığımız ürünler toplamda 1.250 TL gelir getirdi.
    Akademisyen oturumumuza gelince alanının en iyileri diye nitelendirebileceğimiz değerli hocalarımızı sosyal medyaya farklı bakış açılarıyla bizleri aydınlatmaları için önemli bir oturum olarak gördük. İlerleyen saatlerde az sayıda kişinin kalması gerek insanlarının ilgi alanının diğer oturumlardaki markaların yönetimine yönelik olması ve 14:00 ve 16:00 saatlerinde üniversitede yapılan zorunlu sınavların yapılmasıdır.
    Mikrofon olarak 2 adet gezici mikrofon olmasına karşın masa mikrofonu ve sahne mikrofonu sıkıntımız olmamıştır. Ancak konuşmacıların gezici mikrofon kullanmak istemesi ve salonun kalabalıklığı belirttiğiniz gibi sıkıntı yaratmıştır.
    Kavga olayına gelince; Okan Bayülgen’i dinlemeye gelen kişi sayısının fazlalığı yer konusunda sıkıntı çıkartmış, arkadaşlarımızı da endişelenmiştir. Bu nedenle yükselen tansiyon iki kişi arasında endişeye yol açmıştır. Ancak ekibimiz ve okul güvenliği tarafından gerekli müdahale yapılarak kimse zarar almadan çözümlenmiştir.
    Okan Bayülgen saat 14:30’dan hemen önce kampüse girmiştir ve kendisini benim de içinde bulunduğum bir ekip karşılamıştır. Ancak Okan Bey’e LÖSEV sunum yapıyor dediğimizde anlayışla karşılayarak LÖSEV’in sunumunu bitirmesini beklemiştir.
    LÖSEV’in sunum yapacağı önceden duyurulmamış, ancak ekip içinde program akışı planlanmıştır.
    “Çünkü gelen genç topluluğun sosyal sorumluluklarla pek de işi olmadığını gördüm” yorumunuza katılmıyorum. Yukarıda da belirttiğim gibi satışa sunulan yiyecekler konuklarımız tarafından alınmıştır. Ve gerek Yeditepe öğrencileri gerekse de misafirlerimiz her ne kadar eğlenmeyi ve eğlenceyi sevenler hayıflandı deseniz de maddi ya da manevi ufak katkılarla sorumluluk sahibi insanlar olduklarını bizlere göstermişlerdir. Ancak eğer dile getirmek istediğiniz “ Tweet atmakla sosyal sorumlu olunmadığı” ve Okan Bey’in de belirttiği gibi projeye değil insanların fikire sahip olduğu düşüncesiyse size tamamen katılıyorum.
    Kulübümüzün sitesi zirveye yetişmesi adına 1 haftada hazırlandı ve ücretsiz olarak gönüllü bir arkadaşımız tarafından yapıldı.
    Gözde olayına gelince; yazıyı Gözde haberine çevirerek etkinlik içeriğinin kalitesini gözardı etmediğiniz için ayrıca teşekkür ederim. Salonun “yuhalaması” farklı bir durum; arkadaşımız hata yapabilir hatta bilmeyebilir. Bunun çeşitli sebepleri olabilir. Ancak Gözde Yeditepe’yi hatta bir kurumu temsil etmemektedir. Bunu herkesin bilmesi gerekir. Yeditepe’ye ve Yeditepeliler’e Okan Bayülgen’in sahip çıkarak dinleyen ve izleyen herkese televizyona çıkmanın bedelinin ağır olduğunu hatırlatması önemli bir noktaydı. Ayrıca, bazı medya kuruluşlarının olayı büyütmesi karşısında Okan Bayülgen gibi televizyon işinin en içinden bir insanın konuyu kapatması bizleri çok mutlu etti. Konuklarımızın tweetlerinden de gördük ki “Sosyal Medya Zirvesi” farklı ve yararlı bir etkinlik oldu. Hatta Gözde hakkında atılan tweetlerde Yeditepe’nin ne kadar başarılı olduğu vurgulanarak bu etkinlikte de konunun uzatılmadan kapanması gerektiği anlaşıldı.
    Sigara olayına hiç girmiyorum; sansür olsun mu olmasın mı? “Dumansız Hava Sahası Nedir?” gibi sorular sormak istiyorum. Evet, kapalı alanda sigara içilmesinden rahatsız olabilirsiniz. Lütfen, dışarıya çıkın; özellikle de Okan Bayülgen’i tanıyarak zirveye geldiyseniz. Bir de saygısızca protesto yapmak kimseyi haklı çıkarmaz. Aksine protesto ettiği içerikten çok protesto tarzı konuşulur.
    Ayağınıza sağlık değerli konuşmacılarımız!
    Ağzına sağlık Okan Bayülgen!
    Emeğinize sağlık PRP Kulübü !
    Konuklarımızın da desteğine sağlık!
    Size de çok teşekkürler.

    Ezgi Tekin
    Yeditepe Üniversitesi
    Halkla İlişkiler ve Tanıtım Kulübü Başkanı

    • 1. Zirve kavramı çok iddialı olduğundan, bana, ne yalan söyleyeyim, öğrenci klubü etkinliği olduğunu bile fark ettirmedi. O yüzden beklentim yükseldi. Ayrıca etkinlikten, bir akademisyenin tweeti ile haberdar olunca… Neyse, katılımın yüksekliğinin de gösterdiği gibi yeni konulara, ”sosyal medya kontrolü”yle ilişkisi bakımından öncü etkinlerden olduğu kesin.

      2. Beni şok eden etkinliğin afişi oldu… Kişisel bir şey bu… Katılımcıları bir arada görünce dondum kaldım… digitalcadi dan ozuckan a veya hurriyet ten turkcell e yeditepe edu dan bilgiedu ya ve okanbayulgene, sosyal medyaya diger yandan nasıl diyeyim fethullahçı izlenimi veren öğretim üyelerine kadar hepsi bir arada son bir yıllık twitter ‘sanal’ hayatımda yaşadığım kabusu oluşturan ortamın ilgili ilgisiz aktörleri… Bi’ cuneytozdemiri, cemmumcusu, cnnturk u, hc-ahmet’i eksik bir de melihgökçek’tir vb… Hepsi birlikte… Onların peşinde oldukları şey insanların, aklın, düşüncenin özgürleşmesi değil; ilkesizliğe uyum yeteneği yüksek iktidarlarını tehdit eden sosyal medyayı, nasıl kontrol altına alabilecekleri sorusunun yanıtı. ”İktidarımızı yeni mecralarda güvenle sürdürüp, blogger oturumuna katılanlar gibi profillerle özgürlük yanılsaması yaratırken; gerçekten özgürlük isteyen, yasakların sınırlarını gerçekten zorlayanları, hiç çaktırmadan nasıl baskı altına alabilir, kısıtlar, tüketiriz” düşüncesi ortak dertleri olmalı…

      Devlet değilmiş gibi görünen devlet… ”ZİRVE” Devlet!… Bulutların üstünde ki ”devlet” … Faşizmin doruğu… Ertugrul Özkök&Cemaat söz gelimi Akif Beki işbirliği ve çevre halesi örneğin…

      3. Okan Bayulgen bu ilişkilerin dışında mı? Hayır tam merkezinde… Kişisel bilinçaltımda yer alan anılarla karışmış ilk tepkimle bulanan sular durulduktan gördüm ki tüm çabası ”krallık” iddasını yeni alanlarda sürdürme arayışı. Onun dışında bir çabası yok. Olamaz da. Niye olsun ki? O kim ki? O bir oyuncu… Trend ne sosyal medyada? Algı ne; Özgür ve anarşist bir ruhu var ortamın. Ok o zaman kasting ona göre, film ona göre.. Oyuncu sabitse yapacak bir şey yok; giyeceği ”karakter”le, kostüm ve makyajla, tutturacağı söylem ve senaryo ile yeniden boyanacak eşek ve yutturulacak halka ,mesele bu…

      Bu adam 15 dakikada bir sigara içmezse ölmüyor değil mi? Kapalı alanda sigara içilmeyeceğini de biliyor değil mi? Çok sıkıştıysa 3-5 dakika kulise kaçabilir değil mi? Yapmıyor. Yerine sigarayı kullanıyor; sigaranın bağımlılık yapıcı gücünden, kendisine de bağlanılması için yararlanmak için, zihinlere ‘sigara içen şebek’ imajı yerleştiriyor bilerek, bilmeyerek. Onu yasaklarla savaşan bilicez, teslim olmayan vs… Bir insana ”senin yaşadığın dünyada ben yaşamak istemiyorum” demek de FAŞİSTLİKTİR.

      Belki sesini duyuramadığı, belki dürtüsünü kontrol edemediği için koşturmuş olması dışında tavrını onaylamıyor olsam da tepkisi insani sınırları çok mu zorladı? Hayır. Onu faşistlikle suçlamak, faşistlik asıl. Koca salonda sigara içmeyenleri umursamamak, yasaları umursamak, etik değerleri umursamamak başka hayatlara saygısızlık değil mi? O da FAŞİSTLİK değil mi?

      Trafik kuralını ihlal etmek kadar İLKEL bir davranıştır kapalı alanda sigara içmek . Herhangi bir yasak delme girişimi değil; insanlığın evrensel olarak benimsediği, yerindeliği artık tartışılmayan kurallarından birini çiğnemek… O yüzden aslında cezası şu malum para cezası kadar da basit değil; tanınmış bir isim olarak, tanındığı için çağırıldığı bilimsel bir ortamda binlerce insanın önünde bunu yapmak ayrıcalık talebinden başka nedir ki? Kabahat kavramı çok hafif kalıyor…

      Konuşmasının içeriğine gelince onun analitik yada bilimsel bir kafası olmadığı apaçık ortada… Akıllı insanların arasında 3 hafta geçirdiğinde Hilal Cebeci de ezberlediği üç beş cümleyle ”dahi” görünebilir, Gözde de… Söylediklerinin içinde bulunduğu ortamlarda duyduklarının bir derlemesi olduğu o kadar belli ki… Zaten öyle olmasa ”laf lafı açıyor” tarzında bir sonuç doğmaz konuya bağlı kalabilirdi… Elbette ondan bunu bekleyen yok; yapamaz, beyni yapısı elvermez… Yetişkin Hiperaktifliğine benzer davranışlar sergileyen ”Geveze beyin”in ürünü ancak bu olabilirdi, oldu…

      5. Katılımcılardan cansungur adlı kişiyi muhtemelen annesi yaseminsungur un her oturum sonunda tweet akışında üste çıkarmasını ibretlik bir ”emici kadın narsist faşizmi”ne benzettim…Dakka başı cansurgur pazarlama dan tweet… Amaç ne? Basit bir gurur duymadan öte ”metalaştırma”… Konuştuğu da bir şeye değse… Günümüzün, bilim dışında her tür satışa; fikir çalıp, kendi fikri kılmaya odaklı ”üniversite” dünyasının, medyasının, hatta istihbaratına kadar siyasetinin, tipik ”agresif marka pazarlamacısı smily” lerine örnek… Budur temel ilgi; nasıl pazarlarım… Nasıl pazarlanır… Sosyal medya ve pazarlama… Ya İNSAN? Ya ÖZGÜRLÜK ? Salon ”yaseminsungur”larla sahne ”cansungurlar”la dolu olunca, sona kalan bilim de bu kaotik yüzeyselliğin, ağdaki hamsi gibi kıpır kıpır paniğine, ”bilimsellik” iddası kazandırmak arayışından öteye gitmez, hayır aslında gidEmez tabi… Oysa sosyal medyada özgürlük korunmadan, hem ortamın hem bireylerin hem iletişimin özgürlğü korunmadan PAZARLAMA da özgürce yapılamaz. Ancak tanınmış markaların ”pazar”ında dağıtımcılık, tanıtımcılık vs mümkün kılınır ve ancak buna uyumlu SATICI barınabilir… Ne yazık ki burnunun dibinden ötesini görmeyenlerin, bunu kavrayacak, özgür sosyal medya yapılanmasında doğru tarafta konumlanacak vizyonu yok. ”ben çıkarıma bakarım” la toslayacağı duvarı arıyor onlar… Arasınlar, uzak değil… canmonomoyu örnek olarak seçtim. olur a okursa alınmasın. azman sakallının da ”aaa” layarak yaptığı konuşma benzer, Sözlük eleştiriyormuş gibi reklam yapanında.

      Bu arada anımsamışken, son oturumda soru soracaklara mikrofon verilmezken, ”son soru” parolası ile mikrofona konuşan kişinin yine kendisini sourdictionary diye başlayan cümle ile sunması baya ilginçti. Negatiftv nin bunu ayarlamış olduğunu gösterdi. İnsanlar hep beraber sourdictionaryye niye yönlendiriliyor? Nedir bu kötü akademik, medyatik, ve altyapı desteği sunan tlefon şirketi ortaklığının YAPILANDIRDIĞI gelecek modeli? Adam mı kandırıyorlar ? Komikler bence… Çok aptalca komik hemde. Sanki kuzeyden sinsi bir rüzgar esiyor kapı altından… Sinsi ve salak bir rüzgar…

      6. Zeytin ağacı hep zeytin verir… Bir birinin aynı zeytinler… ölmez de… bilirsiniz… yeşil yeşil zeytinler… karartırsın, içini kırmızı doldurursun… ne değişir hep zeytin verir zeytin ağacı… Bütün derdi sonraki; ”Zeytin Baharı” …
 Bilimci pazarlamacılar da ”tehdit”leri bertaraf etmek , asıl kendilerinin özgürlüklerin önünde tehdit/engel oluşturduklarını gizlemek için ”bilimsel” gayretlerini esirgemezler…ki;

      7. Digital cadı yemek tarifi alsın, ofnegiysem derdini çözsün, kelebek okusun tırtıla binsin, lunaparkta eğlensin, gülücüklü pozlar versin merdivenlerde… Arasırada canı acıklı hikayeler istediğinde, suçluluk duygusunu sosyal sorumluluk paravanıyla kapatmak gerektiğinde, özellikle kar peşinde pazarlamacılık şirin gözükmez olduğunda, çocuk gelin protester’ı kesilsin, fakültesini bitiremediği halde Bill Gates’miş, Zuckerman’mış gibi hava basanlara toplumsal muhalefet örgütletsin… İşlevsiz… 
 8. Trend topic olunmuş… 7hillWelcome welcome to anniversary Hunger Games… Saldırmak istediğinizde de buyrun face’e, twitter’a… Fake hesaplardan erkek profiller, kadın profiller açın, saçın içinizdeki vahşeti; iktidarınızı tehdit edene saldırın… Unutmayın sakın bunu da… Twitter ne ki şunun surasında 140 karakteri geçmeyen özet cümlelerle gerçeği algılamaya alışkın geleneksel medyanın, yeni MASKESİ değil mi? Facebook peki? Onlarca yüzlerce klonları ? İstediğinin DM ini engelle, istediğinin RT ini kısıtla, bloke et izleyici yanılsaması yarat, sayılarla hiyerarşi yarat ez, tüket aklı fikri… çal kendine malet… Ne yetişir 7tepeli has bilgi üniversitesinde… Zeytin… Hep zeytin… ÖZGÜRLÜK KİMİN UMRUNDA Kİ? Tüm dert Angajman ve PAZARLAMA… Memleket pazarcısı kolostomi torbasını nasıl dolduracak yoksa…
      9. O yüzden buna hayat derler; Zeytin Hayatı…
      
…. Hiç bir şeyi beğenmedim… Ama tüm İnsanlaşma ve Özgürleşme karşıtı taşları bir arada gördüm satranç tahtasında… Maskeli, maskesiz… Ben de böyle baktım olaya… O yüzden izlemeye değdi…

      Yeditepe PRP club bu etkinliği düzenlemeseydi bunları görebilecekmiydim? Hayır. Öyleyse tabi ki teşekkürler…
      Her ne kadar amacınız; sosyal medyada, devletleşmiş cemaatlerin yeni yapılanmasının; servis sağlayıcı, istihbarat, medya, üniversite, vs ortaklığını göstermek; onların giderek varoluşunu imkansızlaştırdıkları bireyi, insanı korumak; özgürlükleri savunmak, sosyal medyada özgür ortamlar yaratmak olmasa da…

  • SOSYAL MEDYA ZZİRVESİ büyük katılım ,büyük bir etkinlik …Bu zaten salonun dolmasıyla gayet belli olmakta. Daha büyük bir etkinlik ve orgaznizasyon düşünülemezdi emeği geçen herkese teşekkürler …

  • Gözde konusunda Ezgi’nin yaptığı yoruma katılmakla birlikte Yeditepe Üniversitesi öğrencilerinin aslında Gözde’nin soruyu bilmemesine değil, programda ve sonrasında takındığı tavra tepkili olduğunu düşünüyorum. Üniversiteyi tek bir kişi temsil etmez. Biz, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Kulübü olarak, bu zirveye elimizden geldiğince dikkatli bir şekilde hazırlanmaya çalıştık. Birtakım olumsuzluklara rağmen, başarılı bir etkinlik gerçekleştirerek karşılığını aldığımızı düşünüyorum. Bundan başka, son oturumlarda salonda görevli olmadığı yönündeki eleştirilerinizi kabul edemeyeceğim. Çünkü bizzat ben ve benimle birlikte birkaç arkadaşım oturum bitene kadar salonda, kapı tarafında bulunuyorduk. Mikrofon bizim için gerçekten sıkıntı oldu, evet. Bazı arkadaşlarım o esnada yukarıda başka mikrofon arayışındaydılar, bazıları da üst çıkış kapısında görev aldılar.
    Teşekkürler.

    Sevinç Şen
    Halkla İlişkiler ve Tanıtım Kulübü
    Başkan Yardımcısı

    • Sevgili Sevinç
      Ben Gözde olayının mazisini bilmiyordum bugün arkadaşlarla buluşunca anladım ki yuhlanmasının nedeni takındığı tavırmış. Bu durumda bunu hak etmiş gibime geldi.
      Görevli arkadaşlar elbet vardı ama mikrofon konusunda biraz sıkıntı oldu. Eleştirilerimde “bu adam hiçbir şeyi beğenmemiş” gibi algılanmasın. Benim için güzel bilgiler ve tanışmalar oldu.

      Sevgili Ezgi
      Gençlerin sosyal sorumlulukla ilgisi yok derken Okan çıktıktan sonra giden gençleri gözlemledim çoğu Lösev masalarına gelmedi. Yoksa sabahtan beri katılım gösteren üniversiteli arkadaşları tenzih ederim tabiki.
      Yemek programı ile ilgili Lösev’e yardım amaçlı bir organize ettiğinizi bilmediğim için salt bir bakışla o şekilde gözlemledim. Tabi ki bahsettiğin şekilde düşündüğünüz için bence de güzel bir düşünce olmuş. Bunları ilk bakışta görmem tabiki mümkün değil. Ama sizin de değerlendirmelerimi okuyup açıklamalar yapmanız geri dönüşlere verdiğiniz önemi de ortaya koyuyor. Teşekkürler.

      Genel olarak kendi açımdan baktığımda ben almam gerekenleri zaten aldım. Organizasyon fikirlerimi feedback olarak algılamanız açısından yazdım. Yoksa şu kötüydü bu kötüydü deyip bardağın boş kısmına bakmak gibi bir niyetim yok.

      Özellikle katılamayan arkadaşlarım da neler kaçırdıklarını görmüş oldular biraz da bilgi almış oldular diye düşünüyorum. 🙂 Herşeyi anlatmak güç.

      Tekrar ekibinizdeki tüm arkadaşlara teşekkür ederim iletişimi koparmazsanız yine aranızda olmak isterim. 🙂
      Sağlıcakla.

Yorum Yap