Kafama Göre

Neden yaz(a)mıyorum?

burayayaz-logoUzun süre blog yazanların genelde Neden Yazamıyorum diye mutlaka bir blog yazısı olur. Ben de en sonunda bu başlığı atarak yazmaya başladım 🙂 Son 7 ayda 5 yazı yazmışım. Tempo düşmüş. Gelelim neden yazmıyorum sorusunun cevabını anlatmaya…

Aslında Neden yazamıyorum sorusu bana göre yanlış. Neden yazmıyorum aslında daha doğru bir soru. Yazamamanın nedenleri için bahanelerimi sıralamaya karar verdim:

  1. Ev ortamı içimi açmıyor.
  2. Ev soğuk
  3. Işık yetersiz
  4. Bilgisayar yavaş
  5. Bugün canım sıkkın
  6. Başka planlarım var.
  7. Çevremde yazan yok.
  8. Yazdıklarımı okuyan az.
  9. İlham gelmiyor.
  10. Ambiyansı yakalayamadım.
  11. Spordan sonra çok yorgun oluyorum.
  12. Vaktim yok.
  13. Kendime vakit ayırmam lazım.
  14. Hava sıcak.
  15. Karnım aç keyfim yok.

Sadece 60 saniye düşünerek 15 tane bahane ürettim. Demek ki konu yazamıyorum değil. Konumuz bahane üretip neden yazmadığımla ilgili. Sonuç: Yazmıyorum.

En çok etkileyen etkenler arasında ilham verici ortam ve motivasyon var. 

İstenilen ortamı bulmak gerçekten zor. Sessiz, güzel dekore edilmiş, sıcak ilham veren yerler İstanbul’da var mı bilmiyorum. Bir ara biraz araştırdım ama tam da kafamdaki yeri bulamadım. O zaman ortam takıntısını bırakmak en iyisi olacak. Çünkü takıntı haline geldikten sonra bahaneler arasında da üst sıralara tırmanabiliyor.

3 ay önce yazmayı plandığım bir inceleme yazısı bile hala kuyrukta bekliyor. Tembellik. Ya da başlamamaktan kaynaklı bir sorun olabilir. Tabi çevre etkisini ikinci faktör olarak görüyorum. Çevrende yazan birileri yoksa çok da yazıp paylaşma gibi durumlar olmuyor. Bu da motivasyonu düşüren bir başka faktör.

Ama yolun sonu hep bana çıkıyor. Yazan da yazmayan da benim. 🙂 O nedenle neden yazmalıyım sorusunu yanıtlamak en iyisi. Hatta Google’da bu şekilde düşünüyor.

neden-blog-yazmali

Google neden yazıyorum başlığının daha doğru olduğunu söylüyor. Machine Learning algoritmasının sonuçlarından biri. İnsanlar neden blog yazıyorum ile ilgili daha fazla içerik yazmışlar. Bu da bizi aslında yanıta götürüyor: Yazma amacını yitirdiğin için yazamıyorsun.

Aslında neden blog açmak gerekir konusunda 5 sene önce şu yazıyı yazmışım.

Mesela Teakolik.com‘dan Hamza‘nın amacı şöyleymiş

“İnternette o yıllarda bu kadar türkçe kaynak yoktu (2004-2005) sürekli birşeyler arıyor araştırma yapıyor ve ingilizce olduğu için sıkıntı çekiyordum. Bir gün düşündüm 2005 neden ban de bir TÜRKÇE
kaynak olmayayım?

 

Benim amacım ne peki?

Benim amacım aslında kendimi rahatlatmak, hoşuma gitmeyen konularda tepkilerimi göstermek, hoşuma giden konularda da memnuniyetimi dile getirmek, bazen öğrendiklerimi yazarak pekiştirmek bazen de öğretmek… Tamamen kişisel bir hobi olarak ilerlemek aslında.

Okuyucuların da üzerine düşen şeyler var…

Okuyucuların da üzerine düşeni yapması lazım. Okuduktan sonra eminim sizin de söyleyecek iki çift lafınız vardır. Yazıp paylaşmak yerine okuyup sayfayı kapatmayı seçerseniz yazarın da motivasyonunu düşürürsünüz. O yüzden size de ihtiyacım var. 🙂

Yazar Hakkında

Mehmet Emre Baş

Uludağ Üniversitesi’nden makine mühendisi olarak mezun oldum. 2009 yılından itibaren SEO sektöründe kendini geliştirdim ve bu alanda kariyerime başladım. SEO Yöneticisi olarak çalışmaya devam ediyorum. Algoritmaları takip etmek ve test etmek severek yaptığım işler arasında. bloglamayı da seviyorum.

10 Yorum var.

  • Yazmak gerek mutlaka. Kağıda, deftere ya da günlüğe yazardık eskiden. Benim en temel yazma amacım düşünce karmaşasından kurtulmaktı. Yazarken bir nevi o karmaşayı kağıda döküyorsun ve yazma işi bittikten sonra aslında zihnen bir duruluk yaşadığını fark ediyorsun. Hatta eğer kişisel / duygusal bir metinse bu kağıdı buruşturup çöpe atıyordum. O kağıt ile birlikte dertler de gidiyordu bir nevi. Ben öyle inanıp daha çok enerji topluyordum en azından.

    Uzun zamandır ben de yazamıyorum, hep niyet ettim ama fırsat bulamadım. Bakalım hayırlısı ben de kısa süre içerisinde başlayacağım sanırım tekrar 🙂 Hep müşteriler için içerik üretmek de olmaz artık 😀

  • Merhaba,

    Aslında ”Neden Yazamıyorum?” sorusunun en güzel cevabını son satırdaki cümleler daha iyi veriyor. Yazdığımız yazılara gelen yorumlar bizim motivasyonumuzu arttıran en önemli unsurlardan birisi. Haliyle ziyaretçi alıp yorum alamamak çoğu zaman içimdeki yazma isteğini törpülüyor. Yukarıda saydığınız bahanelerin hepsini telafi edebiliriz. Okuyucuyu harekete geçirmek ise en zoru diyebilirim.

    • Okuyucuyu harekete geçirmek için sadık bir kitle oluşturmak şart. Ya da okuyucuyu eğitmek lazım katılmasının ne kadar önemli olduğu ile ilgili.

    • Timur, yorum konusunda varolan sıkıntıyı belki de başka bloglara yorum yazmak için bizim de zaman ayırmamızla küçük bir çözüm getirebiliriz diye düşündüm.

  • Nedenlerin bir çoğu sadece bahane aslında, boşa geçirilen vakitleri toplasak iyi değerlendirilebilir aslında ama değecek mi? değmeyecek mi? ikileminde değmeyecek tarafına düşüyoruz hep.

    Yazdığım bir yazıda tüm detayı anlatmama ve aynı sorulara defalarca cevap vermiş olmama rağmen insanlar halen aynı soruları soruyor. Üstelik bir çoğu yazıyı dahi okumadan mesaj atıyor Facebook, Twitter, İnstagram’dan yardım et diye. Ayda 80, 100, 200 K tekil olsa ne olur ki? Yazıya bakıyorsun sorun yok, insanlara bakıyorsun yazıyı okumuyor e haliyle insan bir şeyler yazmak istemiyor.

Yorum Yap